Türkiye’de Yayıncı Olmak ve Yayıncılık Tarihi

  E-Spor Türkiye’de son birkaç yılda çok gelişti. Özellikle Twitch ve Youtube gibi canlı yayın yapılabilen ve videolar yüklenebilen platformları takip eden büyük bir oyuncu kitlesi var. Hal böyle olunca bu tarz platformlar üzerinden tanınmak ve ünlü olmak isteyen, hem de para kazanmak isteyen oyuncular ortaya çıktı.

Öncelikle biraz bu işin geçmişine bakmak lazım. Kendi hatırladığım kadarıyla bundan yaklaşık 6 sene önce TwitchTV Türkiye’de bu kadar ünlü değildi, zaten Türkçe yayın yapan çok az oyuncu vardı, olan da zaten izlenilmiyordu. İlerleyen zamanlarda League of Legends’ın, takip eden süreçte HearthStone’un ülkemizde yaygınlaşması ile insanlar bu oyunları oynamadıkları zamanlarda da oynayan kişileri izleyerek öğrenmek ya da vakit geçirmek istediler. Maalesef ki İngilizce ülkemizde pek çok kişi tarafından bilinmiyor ve yabancı yayıncıların sohbetleri ve söyledikleri anlaşılmıyor, ayrıca Türk oyuncularımız da karşılarında bir Türk görmek istiyorlar. Bu da aslında şu zamanın yolunu açtı diyebiliriz.

Türkçe yayın hayatı ilk olarak Türkiye’deki turnuvalarda boy gösteren ve başarı kazanan oyuncular tarafından başlatıldı desek yalan olmaz sanıyorum. İlk zamanlar az ve kısa süreli yayınlar gördük ve aslında gerçekten de fena yayınlar değillerdi. Az izleniyorlardı ama samimi bir ortam vardı ve gerçekten bir şeyler öğrenebiliyordunuz. Artık yayıncılık işi gelişiyordu, bir yandan da Youtube platformu üzerinden de videolar ortaya çıkmaya başladı. İlk olarak rehber videoları gördük, daha sonralarında takım olarak oynanılan oyunlar kaydedildi.

Artık bu iş gelişiyordu ve herkes bunun farkındaydı. Peki, bir yayıncı nasıl daha fazla izlenebilirdi, ne yapmalıydı? İlk başlarda yayıncılar, takip edilen forum siteleri üzerinden, Twitter ve Facebook gibi platformlar üzerinden tanıtım yapmaya başladılar. TwitchTV’de de kanalın açıklamasında ilk olarak “RP çekilişi” veya “Kostüm Hediyesi” tarzında reklamlar başladı. Tabii ki yayıncının kalitesinden daha çok bu başlıklar ilgiyi çekiyordu. “Elmas 2’de Support Oynamak” başlıklı yayıncıyı 30 kişi izlerken, hediye vereceğini söyleyen “Gold 1” yayıncı 500 kişi tarafından izleniyordu.

Zaman gelmişti, artık büyük bir izleyici kitlesi vardı ve bunu kendinize bir şekilde bağlamalıydınız. İşte kalitenin düştüğü zamanlar da başlamıştı. İnsanların ilgisini çekmek için değişik yöntemler uygulandı. Mesela:

  • Hakaret ve küfürle ünlü olmak: Yayın süresi boyunca yayıncılar karşılarındaki rakibe, kendi takımına ve hatta chat odasındaki izleyicilere bile ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler ediyorlardı. Çoğunluğunu küçük yaştaki çocukların oluşturduğu kitle de buna bir şekilde gülüyor ve keyif alıyorlardı. Bundan gaz alan yayıncılar ise daha da pisleşiyor ve devam ediyorlardı. Bu yayıncılar cezalandırılmak yerine, oyunu bir şekilde tanıttıkları için firmalar tarafından da desteklenmeye başladı ve böylece bir kısım yayıncı ünlü oldu. Hatta bu dönemde annesine küfür eden yayıncılar bile gördük.

 

  • Ağlamak: Gerçek anlamda ağlamak, kendini acındırmak. Evet, bir kısım yayıncı tam olarak da bu bahsedilen şeyi yaptılar. Oyunda kötü yaptıkları bir hareketten sonra ağladılar, takımındakiler ona hakaret ettiklerinde ağladılar, gerçekten kötü oynadıkları için izleyicilerin attıkları mesajlar sonrası hem küfür ettiler hem ağladılar. Bazen, ağlarken de kendilerini aciz insanlar gibi gösterdiler ve yayıncılık işini yaparak para kazanmaya çalıştıklarını vesaire söylediler, ayrıca bunu yaparken de küfür etmeye devam ettiler.

 

  • Saçma hareketler: Gereksiz bağırmalar, yırtınmalar, kulaklık ve monitor kırmalar, kendini yerden yere atmalar… Hepimizin tanık olduğu ve hala da yapılmaya devam edilen bu hareketler de büyük bir kitle tarafından ilgiyle izlendi.

 

  • Hak ederek ünlü olmak: Bazı yayıncılar da gerçekten hakederek bu noktaya ulaştılar. Hem iyi oyunları hem hoş sohbetleri hem de dağıttıkları hediyelerle izleyici kitlelerinin kalbini kazandılar. Ne yazık ki bu tarz yayıncılar bir elin parmağını geçmiyor.

 

Gönül isterdi ki bütün yayıncılarımız ve “Youtuber“larımız gerçekten kaliteli kişilikler olsa ve kaliteli yayınlar yapsın. Fakat ünlü olmak için yapılan bu hareketler ve bu hareketlerin ilgi çekmesiyle bu şekilde yayın yapmaya çalışan büyük bir kitle geliyor. Gönlümüzden geçen eskilerdeki kaliteyi tekrar yakalayabilmek. Umarım bu iş gerçekten güze bir şekilde evrilir ve gelecekte kaliteli işler görebiliriz.